Nefesim İçinde Solgun Hüzün

2
Onlarca ilaç kapsülü. Bir adet masa. Gözlerim dikili boşlukla bakıyor onlara. Elim uzanıyor. Parmaklarım açılıyor. Avcum anında ilaçlarla doluyor. Bakışlarım Ellerime düşüyor nefesim sessizlik hırıltısında çığırıyor. Bir boşluk uğulduyor kulaklarımda. Hiçlik perdesi kapatıyor gözlerimi. Avcumda sıktığım ilaçlar, anbean terleyen avcumdaki ilaçlar… Sessizlik. Derin bir sükûnet. Saatin tik tak seslerini duymaya neden olan bir sükût. Nefesimi saniyelerle birlikte kaybediyorum. Kapsülleri içmediğim her an geceler büyüyecek biliyorum. Elim usulca yaklaşıyor. Dudaklarım beton kadar ağır, güçlükle aralıyorum. Avucumdaki tüm ilaçları atıyorum ağzıma. Bardakta kalan yarım suyu titreyen parmaklarımla içiyorum. Bir iki yudum sonra kayıyorlar bir bir. Nefesim daha çok karışıyor içindeki boşluğa.
Bedenim ağrıyla sızlıyor başta. Dakikalar hızla geçiyor. Gece tüm çıplaklığıyla duruyor zihnimde. Yıldızlar duruyor. Ay duruyor. Vakit duruyor. Bu durgunlukta, aniden açılan akciğerlerim hareket ediyor. Kaybettiği havayı rahatlıkla çekiyor içine. Hapsedercesine her zerresini incelikle işliyor. Ay bakıyor solgun yüzüme. Yıldızlar bakıyor aydaki solgun görüntüme. Güneşin aynası olan ay, değiştiriyor yönünü. Bu defa yansıtıyor yüzümü. Gece bitiyor artık. Her şey nefesim içinde saklı bir görüntüydü. Aslında ay zihnimin solgun hüznüydü.
Paylaş

Yazar Hakkında

Şeyma Daldallı

Yazmayı seven, okumak için yolda yürüyen biri. Şiirlerde duygusu saklı, her duygu da kendinden parça bölmüş biriyim. Yazdığım her heceyi uzaktaki kuşa ithaf ediyorum...

2 yorum

Cevap bırakın