Metehan V Sevde #10 – Eksik Bırakılmış Bir Aşk Hikayesi

0

Metehan çok küçük yaştan beri hafızasını çok kapsamlı kullanabilen biriydi. Küçüklüğümüze dair bir göz atarken kimsenin hatırlayamadığı şeyleri o hatırlar, neşeli mizacıyla bizlere anlatırdı. Öyle bir anlatırdı ki çocukluğunu; karşısında kim varsa, silme kırılırdı gülmekten. Ağzı iyi laf yapardı keratanın.

İlkokul beşinci sınıfta, Şerif Öğretmen’in Türkçe dersinde hayallerimizden bahsediyorduk. Metehan çıktı tahtaya, “Öğretmenim” dedi “bir hikaye anlatabilir miyim?”

Biraz başına buyruk olduğu kadar korkusuz da bir çocuktu. Dersle alakasız da olsa aklına eseni yapmak için izin alır, izin verilmezse de aklına eseni yapmaya koyulurdu. İzinlerle pek işi olmazdı… O yaşına kadar dolu dolu yaşadığı hayatından küçük küçük doneler aktarmaya başladı, yeşil tahta önünde. Hatta anlattı hikayedeki mekanlarda küçük detaylar bulunuyorsa eğer aklımızda daha iyi canlansın diye, tahtanın sol altında duran tebeşirlerden alır, o küçük detayları çizerdi.

Bitirdi hikayesini, tabi biz hikaye boyu ardı arkası kesilmemiş kahkahalarımızdan dolayı artık patlayacak gibi olan karınlarımızın ağrısıyla baş başa kalmışken, “İşte öğretmenim…” dedi. “Benim komik hayatımın bir filme çekilmesi en büyük hayalim. O filmi tüm dünyanın izlemesini istiyorum.” Oturdu yerine, alkışlar eşliğinde.

“Ulan ne olacak 5. Sınıfa giden çocuğun hayatından.” Demeyin. Siz Metehan’ı bir tanısaydınız, böyle söyleyemezdiniz zaten. O kadar ince düşünür ve hareket ederdi ki, “bu mu beşinci sınıf çocuğu?” derdiniz. Orta yaş bunalımındaki bir ev kızı iseniz “Evlenelim.” derdiniz. Ben pek yakıştırmasam da sanırım en uygun tamlama büyümüş de küçülmüştür Metehan için…

Ben Doktor Kayra… Hatırlayanlarınız olacaktır, gönlüm 2014’ün yazını yaşarken, 14 Şubat günü sizlere yazdığım, kısa bir yazımı sizlere ulaştırmıştım… Doktor Kayra da değilim aslında, ben Metehan’ın en yakın arkadaşıyım. İsmimi elbette vermek, Metehan’ı gölgelemek istemiyorum. Çünkü burada Metehan için toplandık hepimiz… Yaşananlardan habersiz, harflerime ilgi duyan sizler bile…

Metehan ile olan arkadaşlığımız; karşılıklı etkileşim halinde olmadığımız, birbirimize karşı  yalnızca birbirimizden bahsettiğimiz bir arkadaşlıktı. Tabiki bu kadar keskin sınırlarla ayrılan bir arkadaşlık değildi bizimkisi, arada başka insanlar da eşlik ederdi konuşmalarımıza. Arkalarından bolca konuşurduk fakat genellikle kendimiz.

Günün birinde birbirimize bir söz verdik, hayattaki tek önceliğimiz kendimizin ve birbirimizin hayallerini gerçekleştirmek olacaktı. Günün birinde, birbirimizden uzaklaşsak da farklı yerler de olsak da bu sözümüzü tutacaktık…

Sözümü tanıyorum Metehan! Hiçbir zaman bir filmin olmayacak olsa bile yeni izliyorlar şuan, bu konuda için rahat olsun.

Sizin henüz haberiniz yok; Sevde ile Metehan 13. Yaşlarının ortalarına doğru sevgili oldular. Çok kavga edip, çok barıştılar. Ama o sonuncusu… Ne Sevde ne Metehan ilişkilerine son veren o kavgadan uzun süre bunalımdan kurtulamadılar. Zaten zamanlaması oldukça manidar; Sevde’nin babasının tayini nedeniyle ikisi bir daha asla görüşemedi.

Bundan tam 2 sene kadar önce ise; atladı! Çağdaşkent Apartmanı Kat 4…

Pekala neden mi böyle bir şey yapma ihtiyacı duydum? Geçenlerde facebooktan ilkokulda en hızlı koşup, en iyi kale bastı oynayan sınıf arkadaşımız, Buğra eklemiş Metehan’ı. Bütün bunlar yaşandı yaşanalı bütün hesaplarına ben arada girer kontrol ederim. Boş bulunup arkadaşlık isteğini kabul ettim.

Eklediğinin ertesi günü mesaj yazmış, “Neredesin? Neler yapıyorsun Mete?” Klavyem düğümlendi. “Dedemin yanındayım.” diyemedim…

Paylaş

Yazar Hakkında

Ercüment Yöndem

1998 yılının ilkbaharında Bursa’da doğup bu dünyadaki varlığını sonbahara sevdalı bir biçimde devam ettirdi. Lise eğitimini Özel Final Anadolu Lisesinde tamamlarken edebiyata sürekli artan ilgisine asla ket vurmadı ve lise döneminde 3. Uluslararası Bursa Su Kongresi Şiir Yarışmasını kazanarak kendisine bir pencere araladı. Lise dönemini senaryosunu üstlendiği “Kulaktan Kulağa” isimli bir tiyatro oyununun sahnelenmesiyle sonlandırdı. Eğitim öğretim hayatı Bursa’da başlamış olan yazar, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci olarak Bursa’da sürdürmekte. 5 yıl süresince düzensiz blog yazarlığı yapıyor ve yazma eylemini “yapraklarını dökmek” olarak tanımlamakta.

Cevap bırakın