Lüzumsuz Savaş

0

Dümdüz devam eden bir hayat varken önünde kariyer basamaklarında adım adım ilerlerken yaşanan bu gelişme kaderin varlığını tekrar hatırlatıyor beyinsiz beyinlere. Zaman ve insanların vicdan kıtlığı bir kez daha hatırlatıyor vicdan postu giyen insan müsveddelerini… İnsan duygusuzluğuyla yüzleşen güçsüz beden merhamet ve şefkate muhtaç dönüp arkasını sadece gözyaşı döküyor. Karşındaki ne yapıyor peki? Sadece kısa bir; “Geçmiş Olsun!!!”. Nokta, nokta, nokta. Ha bir de unutulmasın; “Tam olarak ne dedi sana doktorlar?” . Nokta, nokta, nokta. Cevabı merak etmeyin. Sadece derin bir iç çekiş ve öksürük. Ölümle burun buruna. Derecesini dahi sormadan maddi yönü merak eden insan topluluğu var sadece karşısında hikayedeki silik karakterin. Anlatılmaz karakterin duyguları. Derin bir ah çekiş ve derinden, candan atılan kazıklar takımı var.

Kaybedilen iş mi üzüyor, tazminat yükümlülüğü ihtimali mi, itibar mi, parasızlık mı? Cevapları alalım:

Genel cevap: Hepsi

Asıl cevap: Hiçbiri

Asıl cevap içinde şimşekler çaktıran ve yıldırımlar düşüren bir bünyenin bakıma muhtaçlığı karşısında durulan yüreğine canından canının hançeri ve çıkarcılığı.

Güzel cevaptı. Hep güzel edebiyat yapar. Ama hiçbir zaman zalimce davranamaz çünkü zalimce davranılmaya ve eziyete alışmıştır karakter.

Karakteri dahi yoktur belki, sadece bir siluet. Çabanın, merhametin, sevginin, fedakârlığın, kumbaranın siluetidir yalnızca belki… Çare arayan bir evsiz kuşun derdi neyse onunki de o DEĞİL.. Onun tek sorunu evliyken evsiz kalmak istemesi. İçindeki fırtınalarda da zaten ölü kuşlar yaşamaktadır karakterin. Sadece ölen kuşlar o evsiz kuşların ölümüdür sadece yaşayan ruhunun derinliklerinde. Yaşatacak ve yaşayacak neden kalmış mıdır hayatta? Şu dakikadan sonra kalan tek şey ve ona kalan tek şey kendi bedeni ve özellikle kalbini tesellidir. Ve zamandır. Tek istediği ilerisi için biraz sabır ve güç… Havada matem kokusundan başka aldığı tek koku kökü yanmaya ve dalları kırılmaya başlayan bir ÇINAR ağacı. Çınar ağacının dramı koymalıyım bu yazının başlığını. Geçenlerde dallardan birinin yaşadığı sorunlardan biri de geçmişten gelen adaletli bir yüzleşmeydi. Daha onu kaldıramamışken, ilerlemiş bir rahatsızlık el verdi yüreğinin en güçsüz noktasına. Ailesini kaldırırken yapabileceği tek şey ailesinin onu kaldırmasına göz yummaktan başka şey değil. Ağır, çok ağır… Bu yaşta… Son bulmalı güç gelmeli diye düşünürken tekrar döner karakter evliyken evsiz kalma düşüncesine. Başkalarının hatalarının bedelini ödeme düşüncesine ve vicdan sorumluluğuna. Takma kafana diyor? Bunu diyen bilinç sahibi mi deli mi diye soruyor öteki, ötekileştirilmiş olana… Ötekileştirilmiş evet karakterimizin adı. Hayırlı uğurlu olsun. Yazının adını ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ OLANLARA mı yapsam? Ne dersiniz okurum? Neyse yazının içine çok karışmadan hoşça kalın. MERHABA. Neden mi? Anlamadınız mı hala neden merhaba dediğimi? Ben de anlamadım. Son.

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Ayşe Yay

Yazar 1989 Gaziantep doğumludur. Gaziantep Ziya Gökalp İlköğretim Okulunu bitirmesi akabinde eğitimine yabancı dil ağırlıklı Hasan Ali Yücel Lisesi’nde devam etmiştir. Üniversite eğitimini ise Erzurum- Atatürk Üniversitesi- Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili Ve Edebiyatı Bölümünde tamamladı. Ayrıca üniversitede erasmus öğrenci hareketi programıyla altı aylık bir süreyle Polonya Varşova Üniversitesi’nde eğitimini sürdürdü. Mezun olmasıyla birlikte, adliye ve noter yeminli ingilizce tercümanlığı yaparak aynı zamanda da amerikan kültür derneği dil okullarında işe başladı. Eğitiminin ikinci yılını ise doğa koleji’yle devam ettiren yazar o yıl sonunda Şanlıurfa Suruç Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi’ ne ingilizce öğretmeni olarak atandı. Ertesi sene ise tayininin Gaziantep’e çıkmasıyla Gaziantep(Merkez) Anadolu Lisesi’nde işine devam etti. Şu anda ise yazar Gaziantep- Beylerbeyi semtinde Gönüllü Hizmet Vakfı İnal Aydınoğlu Ortaokulunda mesleğini sürdürmekte ve aynı zamanda da yazarlık kariyerine devam etmektedir.

Cevap bırakın