Herkesin tanıdığı The Kiss yani ‘’Öpücük’’ resminin sahibi Gustav Klimt; 1862 yılında Viyana yakınlarında bulunan Baumgerten’de doğmuştur.

Gustav Klimt; 1862 yılında Viyana yakınlarında bulunan Baumgerten’de doğmuştur.
Gustav Klimt; 1862 yılında Viyana yakınlarında bulunan Baumgerten’de doğmuştur.

Ailesinin yeteneğini küçük yaşlarda fark ettiği Klimt, 1876’dan 1883 yılına kadar Viyana Güzel Sanatlar Okulu’nda mimari ve resim üzerine eğitim almıştır.

Mezuniyetinden sonra birçok ressam ile çalışmış, daha sonraki yıllar da ise Viyana Sezession grubuna dahil olmuştur. Grubun amacı; sıra dışı ve genç sanatçılarla çalışmalar yapmak, sanatı ve resmi yüceltmek olmuştur.

1894 yılına gelindiğinde Klimt’in ünü bütün ülkeye yayılmış ve hatta Viyana Üniversitesi Büyük Salonu’nun tavan resimlerini yapması için kendisi ile anlaşılmıştır. Resimler pornografik ögeler barındırdığından büyük tepki çekmiş ve salona asılmamıştır. Klimt bu olaydan fazlaca etkilenmiş fakat Sezession grubu üyeleri ile gerçekleştirdiği büyük çalışmalar sayesinde ününe ün katmıştır.

Gustav Klimt, resimler pornografik ögeler barındırır.
Gustav Klimt, resimler pornografik ögeler barındırır.

Yapıtlarında Mısır, Klasik Yunan ve Bizans etkilerini görebiliriz.

En önemli eserleri arasında; Adele Bloch-Bauer I, Medicine, Judith and the Head of Holofernes gösterilmektedir.

1918 yılında yaşama veda etmiş ve geriye birçok bitmemiş eser bırakmıştır.

The Kiss “Öpücük”

The Kiss yani Öpücük, sadece Klimt’in değil, aynı zamanda tüm dünyanın en ünlü resimlerinden biri. O, bugüne kadar bir kez bile dikkatli bakmayanlar için bile, en ihtişamlı öpücüğün resmidir.  Resim aynı zamanda Klimt’in en başarılı dönemini temsil eder.

En meşhur eserlerinden biri olan Öpücük resmini Klimt, 1907-08 arasında yaptı.

Zamanın önemsizliği ve sonsuzluk duygusunun yoğunluğudur Öpücük‘ü diğer resimlerden ayıran. Kadın ve erkek dizlerinin üstünde, bir uçurumun kenarında öpüşüyorlar. Belki de yere uzanmışlar ama kendilerinden geçmiş ve bütünleşmiş oldukları aşikârdır.

En meşhur eserlerinden biri olan Öpücük resmini Klimt, 1907-08 arasında yaptı.
En meşhur eserlerinden biri olan Öpücük resmini Klimt, 1907-08 arasında yaptı.

Erkeğin aşkı içinde kendini unutuşu, tutkuyla sevdiği kadına sarılmasından anlaşılabilmektedir. Aşık kadının ise gözleri kapalıdır. Ayrıca duruşunda bir o öpücüğü karşılarkenki pasifliği vardır. Bir eliyle adamın boynuna sarılmış olmasına rağmen diğer eliyle itiyor gibidir. Bir rivayette artık onu istemediğinin işaretidir.

Gerçeküstü bir aşkın içindeymiş izlenimi veren bu tabloda, kadın ve erkeğin bedenlerindeki şekillerin farklılığını dikkatli bakan gözler hemen görebilir. Kadının giysisi ve saçları baharı anımsatan çiçek desenleriyle bezelidir. Erkeğin saçlarında yosunlar, giysisinde dikdörtgenimsi, mozaik şekiller ve her ikisinde de keskin renk geçişleri boşuna değildir; bir anlamı vardır. Çünkü burada Klimt, kadınla erkek arasındaki ayrıma vurgu yapmak ister gibidir; kadın dünyasının anlaşılmaz ama yumuşak belirsizliği, erkek dünyasının netliği ve kesin doğrularını simgelemektedir aslında bu şekiller.

Öpücük, zamanında hakkettiği ilgiyi maalesef görememiş; ancak çok daha sonraları üzerindeki çiçek desenleri ve imgesel erotizmiyle, 68 Kuşağı'nın Çiçek Çocuklarını etkilemiş ve resim, zamanında görmediği ilgiye uzun yıllar sonra kavuşabilmiştir.
Öpücük, zamanında hakkettiği ilgiyi maalesef görememiş; ancak çok daha sonraları üzerindeki çiçek desenleri ve imgesel erotizmiyle, 68 Kuşağı’nın Çiçek Çocuklarını etkilemiş ve resim, zamanında görmediği ilgiye uzun yıllar sonra kavuşabilmiştir.

Klimt resimlerinden onun kadınlara ve güzelliklerine olan aşırı düşkünlüğünü bilmekteyiz. Karşı koyamadığı zaafı ise kızıl saçlı kadınlar. Öpücüğü alan kadın, o da bir kızıl. Erkek kaftan benzeri bir giysi giymiş, kadın ise dar bir elbise. Klimt, erkeğin yüzünü göstermiyor. Kadının ayakları çiçeklerle dolu bu uçurumun kenarına kilitlenmiş. Feminist çevreler, resimde kadınların ezildiğini iddia etmiş, erkek o kadar baskın ki, kadının yüzünü fizik kurallarına aykırı olacak kadar ittirmiş… Bazıları ise, kadın ve erkeğin kenetlenmiş şekildeki bu kucaklaşma siluetini, bir penise benzetmişler ve bunu erotizm düşkünlüğünün bir sembolü olarak kasıtlı olarak yaptığına inanmışlar.

Resimlerinde bir armoni vardır, burada da olduğu gibi. Helezonlar, sarı ve diğer renkler birbirine sarılmıştır. Huzurlu bir hüzün vardır evet ama bu tutkulandırır insanı, yaşayası gelir insanın, aşık olası gelir.

Klimt erotizmi ve şehveti cesur, bir o kadar kırılgan yorumlar… Resimlerindeki anlatım sizi özgür kılar. Klimt’in kadınları ise çoğu kez çıplaktır ve çıplak, gerçektir. Aksine bu resimde,  şehvet çıplaklık kullanılarak gösterilmek yerine, dekoratif desenlerin arasına da gizlenmiştir.

Dinsel bir ikon gibi durmasına sebep olan altın rengi ise fazlaca kullanılmıştır. Kendisinin bu yüzden modern bir ikon yaratma çabası olduğunu düşünebiliriz. Altının bu denli kullanılması bize bir Bizans geleneğine bağlı kalarak yapılmış olabileceğini hatırlatıyor.

Öpücük, zamanında hakkettiği ilgiyi maalesef görememiş; ancak çok daha sonraları üzerindeki çiçek desenleri ve imgesel erotizmiyle, 68 Kuşağı’nın Çiçek Çocuklarını etkilemiş ve resim, zamanında görmediği ilgiye uzun yıllar sonra kavuşabilmiştir.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.