Kerem İle Aslının Gönlünde Aşk Bir Kıvılcım

0

Aşk dediğimiz gönülde bir kıvılcım

Âşık der sevdim başladı tatlı sancım

Cananı varmak için yürüdüğü yol

Cananı sarmak için açılır her iki kol

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Kerem ile aslının aşkını anlatayım

Sazın teline dokunsun canlanayım

Aşk nedir ne değilmiş anlayalım

Buyurun sizlere ben anlatayım

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Keremin asıl adı Ahmet Mirza olan

Islahan Şahının oğludur aşkı bulan

Şahın hazinedarlığını aslının babası yapan

Ermeni Keşişin kızı Aslı derler belki yalan

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

 

Gönül bu görünce ilk bakışta sever

Aşk yakar gönlü herkes sanır keder

Cennet bahçesinde gezdirir aşığa yeter

Aşkı bilmeyenler sanır halleri olur beter

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

 

Aslı ile Kerem birbirlerini candan severler

Şah Keşişten kızı oğluna istemeyi dilerler

Keşiş, bir Müslüman’a kız vermez derler

Bunu böyle anlatır böyle söylerler

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Aslının babası oynar oyunu bilinmez

Fakat hükümdarın isteğini ret edemez

Bir zamana kadar mühlet ister hayır diyemez

Zaman gün olmadan gizlice kaçar vermedim diyemez

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Sabah olur Kerem cananı Aslıyı bekler

Ne gelen var ne giden Aslı gelmez başlar keder

İşitir kaçırmış babası zalim aşk sanmayın biter

Kerem Aslıyı bulmak için hemen yola düşer

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Kerem’in sevdiği kızın ardınca dağları aşar

Anadolu yurdu olur araması şimdi başlar

Kerem artık yanında sadık arkadaşı sazı canlar

Sazıyla yanık çalan bir âşık kerem olmuştur herkes anlar

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Kerem yolda Anadolu önünde her rastladığına

Sazıyla ve yanık türküleriyle yanaştığına

Aslı’yı sorar her kapısına vardığına

Kimi görür haber verir kimisi haber vermez kıskandığında

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Coşar aşkla nehir gibi nehirlere döner

Taşlaşmış gönüllere anlatamaz köze döner

Başlar dağlara kuşlara hakka aşkını söyler

Yaz gününde karlı yollardan geçemez yol ister

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Aşkın önüne çıkan engeller engel mi tanır

Gönül kırılınca incinir insandan uzaklaşır

Kerem bu aşk ateşinde pişer kemale erer canlanır

Duayla aşk dolu gönüller Allah’a ulaşır aşkına ulaşır

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

 

Kerem derler ki Aslısına kavuştu

Kimisi der kavuşmadı yandı tutuştu

Kimisi der buluştu âşıklar konuştu

Araya giren hatır sahipleri koşuştu

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Bazıları ise derler ki Kerem Aslı’sını bulur

Kerem vardığı şehrin Paşasına muhabbetiyle kendini sevdirir

Derler ki yine âşık sazın telleri dokunur haykırır paşanın gönlü sızlar

Paşa aslının babasını ikna ederek kızını Kerem’e vermeye razı eder

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

İki sevdalının nikâhları kıyılır hayat devam eder

Zalim baba oyununa durmaz devam eder gezer

Kötü ruhlu baba mutlu olsunlar istemez bunu nasıl diler

Son fenalığı yapar durmaz gider karanlığa gömülür gider

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Rivayettir Efsanedir söylentidir

Kızına güya sihirli bir gerdeklik gömlek babası giydirir

Bu gömlek son düğmesine kadar açılır denilir

Tekrar kapanır imiş öyle derler belki gözler yanılır

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez derler

Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur giderler

Gerçi aşk gerdeğe girmeyi istemez gerdeksizde severler

Rivayettir belki bunu bilmezler hikâye efsane diye böyle söylerler

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Devam edelim sonu nedir bekleyen

Kerem’in küller içinde yanmasın diye bekleyen

Aslı Han’ın gönlüde küllerin içinde yanmış beklerken

Bir kıvılcımla tutuşur iki gönül karşılıklı gülüşürken

İki aşığın ancak külleri birbirine kavuşur derler

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Herkes başka türlü anlatır dururmuş

Hasret aşkın içinde bulunur dururmuş

Aşkın içinde gezen âşık kapısında dururmuş

Aşkın değerini anlasın diye hasret onu yorar dururmuş

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Aşkta vuslat ahrette olurmuş

Bu dünyada aşkla yananlar hakka yolu bulurmuş

Geride gelenlere bu yolu açar dururmuş

Yolunda gelenlere hoş geldiniz diyerek karşı dururmuş

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

 

Aşk sanılsa böyle bilinse de efsane

İnsan az aşkı tatmak için bulur bir bahane

Aşkı duyarak insan gönlü olur şahane

İnsanlar aşkı ulaşılmaz sanılması için içine katar

Gönlü aşktan anlamayan bir gönlü olan bir buzhane

Âşık uğrar bu buzhaneye buzhane değil oları bir çekiç hane

Çekiç hanede çekiçle dövülür gönül olur çelikten hane

Olur, artık bu yıkılmaz aşk insanlığa bir dershane

Her gelen okur mezun olur alacağını alır olsa da gönül fakirhane

Fakir hane gönül herkese açıktır gelen girer içine olur Gülhane

Haktan verilen bir cennet bahçesi aşk anladım

Paylaş

Yazar Hakkında

1962 Malatya Doğumlu. Ortaokul mezunuyum. Çocukluğumda okuma hevesim Tarkan çizgi romanı okuyarak başladı.1975 yılları idi galiba o dönemde tanıştım ve okuma hevesim aç bir kurt gibi başladı ve o dönemde çıkan gazete, mecmua, çocuk romanı-Kemal ettin tuğcu Serisinin tamamına yakınını-okudum. Mecmua ve dergiler bana yetişmiyor desem yeri azdır. Bu muhteşem atmosferi yaşamak ve devam ettirmek için o yaşlarda çalışmaya başlayarak özgürce ailemden izin almadan bu dergileri özgürce alarak okumaya başladım, Bu okumanın güzelliğini nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum adeta yutuyordum. Hele gırgır dergisi, Teksas, Tommiks haftalık hiç kaçırmazdım. İlk okuduğum roman -SUÇ VE CEZA- dır ve bu roman okuma hızımda1978’ler de başladı ve elime geçen ve yeni çıkan romanları hemen alıp bir çırpıda okuyordum. Aynen deliler gibi hatta bir söz vardır-Aç olandan korkmayın gözü aç olandan korkun-diye bende aynen böyle idim. 1982 yılı Askerlik ve daha sonrası evlilik ve yaşama atılmamla bu yükseliş alçalmaya başladı. Evliyim 4 çocuk babasıyım.1990 yılında kamuda işçi olarak çalışmaya başladım. 2002 yılında tayinim nedeni ile çok sevdiğim şehirler arasında olan- Anakaraya- tayinim çıktı. 2010 yılına kadar çalıştım ve 2010 Ekim ayında emekli oldum. Şimdi kendi halimce okuyor ve yazmaya çalışıyorum -Allah'ın izni ile-Sinema, tiyatrodan, kitap okumaktan, ailemle baş başa vakit geçirmekten hoşlanırım.

Cevap bırakın