Eski bir kamelyada kaldı gülüşüm, otogarda 24. peronda kaldı, Kent Plazada salon 4’te E 3-4. koltukta kaldı, sırt çantanın içinde, ceketinin cebinde, çenenin altında kaldı. Bozduğum her bir tel saçında kaldı. Güldüğünde ağzının kenarında oluşan çizgide kaldı. Gidişinde kaldı bakışında kaldı elini saçlarımda yanağıma kaydırışında kaldı sarılışında kaldı kızışında bağırışında kaldı yokluğun da kaldı gözlerini kapatıp da alnımdan öpüşünde kaldı. Pantolonumun cebine sıkıştırdığın küçük notta kaldı, gökyüzünü seversin göğe konuşma bunu oku deyip yazdığın mavi defterde kaldı, fotoğraflarında kaldı, okulun arka bahçesinde kaldı, sınıfın en arka sırasında, pencereden uçurduğumuz balonda kaldı.

Bugün Tanrıdan seni bana kader yazmasını istiyorum deyip uçurduğun dilek fenerinde, saatinin kordonunda, birlikte üşümelerimizde kaldı. Kursağımda kaldı. Boğazımda kaldı düğüm düğüm… Biz seninle hayatın her yerinden bir şeyler bulmuşuz, nasıl ayrılalım lafında kaldı. Ben kaldım orda. Bana bir gün olurda ayrı kalmak zorunda kalırsak sen beni hep bekle, ben seni hep beklerim, benim bir gün alacağım sensin, benden sakın vazgeçme deyişinde kaldım. Annenin senden başkasını gelin diye evime sokmam deyişinde kaldım, babanın kızım gelmiş diye sarılışında kaldım. Şarkılarımızda kaldım, okuduğun şiirlerde sen kokan gömlekte adının yazdığı yerlerde kaldım. Sende kaldım, sensiz kaldım, yalnız kaldım.  Bak bir de çaresiz kaldım şimdi. Söyle gerçekten gideyim mi artık?

Zormuş yıllarca içindeki her şeyi rahatça anlattığın insana şimdi hal hatır bile soramamak. Huyunu suyunu her şeyini bildiğin insanın değiştiğini görmek, tepkilerini ölçememek… Yorucuymuş bu kadar ayrı kalmak. İstemeden kendini ondan uzaklaştırmaya çalışmak. Nasıl olduğunu ona değil de arkadaşlarına sormak. Özlemek güzel de özlemi bastırmak zormuş. Baktığın insanları onun en ufak bir şeyine benzetmek zormuş. Adının geçtiği cümlelerde içine oflamak daraltıyormuş insanı. Başka bir yerde belki de başkasıyla güldüğünü görmek istemem zormuş. Kabullendirmek, alışmak, içine atmak, sözcükleri yutmak… Susmak ilk defa zormuş. ”O yapmaz.” dediğin şeyleri onun yaptığını görmek zormuş. Kalbi değil bütün organları sıkışırmış insanın ismini duyunca. Filler uçmayacakmış artık, hayaller suyunu çekmiş, uykular kaçmış, beyin kalple çelişkiye girmiş… Ruhun bedenden ayrı yaşaması zormuş. Kendini kontrol edemiyormuş insan. Gülmek ilk defa koyar olmuş. Düşünmemeye çalışmak yaşın getirdiği en zor sorumlulukmuş.

Kaybetmek kolay da vazgeçmek çok zormuş…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.