Bilinçli anne-babaların biricik bebeklerini kucaklarında tutmayı hayal ettikleri anda başlar, o minicik parmakların, sevimli burnun ve hiçbir kokuya benzemeyen o mis kokulu, o tatlı gülücüklü bedenin eğitimi… Daha ana rahminde bir bezelye tanesi iken, daha cinsiyeti, silueti oluşmamışken gelecek günlerin planları, hayalleri ebeveynler tarafından çoktan kurulmaya başlanmıştır bile. Bezelye tanesi biraz daha büyüyüp ultrasonda ilk resimleri çekildiğinde ise, gideceği okul dâhil pek çok plan belirlenmiştir artık…

Şaka bir yana, gerçekten günümüz ebeveynlerinin bebek eğitimine daha anne karnındayken başladıklarına tanıklık etmeyenimiz yok gibidir. İletişim çağının bütün olanakları kullanılarak bebek kucağa alınmadan önce bir mürebbiye kadar bilgiye sahip olan anne babalar, bebeklerini hızlı bir entegrasyonla, Z kuşağına hazırlarlar…

Anne rahminin güvenli ortamında keyifle büyüyen bebekler, doğumla gerçekleşecek yeni yaşamlarının koşullarını öğrenmede acele etmeseler de, anne-babaların onlar için hazırladıkları dünya dayatmaya başlar bile…

Anneler, bebekleriyle konuşup iletişime geçmenin önemini çok çabuk öğrendiler. Artık bunun bir zorunluluk olduğunun farkındalar. Çünkü bütün araştırmalar annesinin sesini tanıyan bebeklerin buna karşılık verdiğini kanıtlar yönde. Ancak bebekler yumuşak ve ritmik sesleri seviyorlar, sert ve yüksek frekanslı seslere karşı ürktüklerini biliyoruz. Anne karnında dinletilen klasik müziğin, özellikle Mozart, Bach ve Beethoven gibi dahi bestecilerin eserlerinin, bebeklerin zekâ gelişimine katkıda bulunduğu da uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

Anne karnında müzik dinlemeğe başlayan bebeklerin uyumlu ve sakin oldukları, dış dünyayla daha iyi iletişimde bulundukları bir gerçek… Huzursuz olduklarında ya da ağlamaya başladıklarında ise, daha önceden dinledikleri bu tanıdık müzikler sayesinde uykuya kolay geçebiliyor ve rahat bir uyku çekebiliyorlar.

Ancak ne tür bir müzik sorusuna cevap vermek gerek.

Ritmi dakikada 60-100 metronom hızında olan her müzik uygun olabilmekte aslında… Neden bu metronom hızı? Çünkü annenin kalp ritmiyle uygun olmalı da ondan. Bebekler hamileliğin ilerleyen zamanlarında ritimleri hissettiği gibi duyabiliyorlar da. Araştırmacıların bulguları anne karnındaki bebeklerin, hamileliğin 18 haftadan itibaren annenin vücudunun dışındaki sesleri duyabildiklerini göstermekte… İşte bu yüzden bebek ve çocuklara Klasik Müzik dinletilmesi önerilmektedir.

Yaygın kanaat bu yönde olsa da Klasik Müzik dendiğinde batı müziğini algılamak gibi bir yanılsama yaşıyoruz ne yazık ki. Oysa Klasik Türk Müziğinde de aynı metronom hızında olan Ayini Şerifler, peşrevler ve özellikle Ney taksimleri, bebek ve anne için de mükemmel uyumu sağlayabilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, dinletilecek müziğin yumuşak ve frekans ayarının düşük olmasıdır. Bebeğin ve annenin sakin, huzurlu ve güvenli hissetmeleri, birlikte başlayacakları bu uzun yolculuk için çok önemlidir. Babalar alınmasınlar lütfen, ama anne ve bebek uyumu çocukluk ve ergenlik dönemine dek süren çok önemli bir durumdur. İşte bu uyum ilk anne karnında başlıyor. Öyle bir birliktelik ki bu, kaynağı yalnızca salt sevgi… Karşılıksız ve sonsuz olan, beklentisiz, doğal ve akışkan… Kendi canından can vermenin erdemi anneyi sardığında bitimsiz ve fakat dönüştürücü bir enerjiyle dolan anne,  artık karnındaki mucizeyle bütünleşiyor. Onunla hemhal oluyor ve günlük rutinlerinde dahi her an önceliğini bebeğine veriyor. Bebek, annenin kalp ritmiyle amniyon sıvısının içinde güvenle uyurken,  yine annenin bu ritmiyle uyanıp, bu ritimle besleniyor… Annenin stres ve endişeden uzak, rahat ve mutlu olması bu yüzden çok önemli… Hamilelik dönemi sevgi ve huzur enerjisini gerektirir. İç organlarımızın çıkardığı sesi, yalnızca bebekler duyar. Her bir organımızın ayrı bir sesi vardır. Bebekler bu sesle güvenlidir. Kâinat orkestrasının konserini ilk dinleyenler bebeklerdir. Doğumda bu sesi duyamadıklarından ağlarlar. Amniyon sıvısının içindeki bebeklerin gözleri kapalıdır. Seslerle yollarını bulmaya çalışan yarasalar gibidirler. Bu yüzden yeni doğan bebek hemen anneye verilir ve kalbinin üzerine yatırılır. Annesinin ritmini duyan bebek güvende olduğunu anlar, sakinleşir…

Sevildiğini hisseden bebek, doğum travmasını atlatır ve doğduğu yaşamın güvenli ortamında kendisini annesinin kucağına bırakır…

Önceki İçerikİzmir’de Sanat Galerileri Listesi
Sonraki İçerikKaranlıklar Serisi - Koltuk
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat hep yaşamında var oldu. Ama müzikle uğraşmaya başladığından beridir artık müzikle edebiyat yapar, müzikle yaşar…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.