İyi Hissetmek İçin İyimser Olmayı Seç!

0

Günümüzde iyimser olmaya imkanımız bile kalmamışken, bu soruyu cevaplamak size saçma gelebilir. “Ne iyimserliğinden bahsediyorsun sen?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, belki de haklısınız iyimser olmak günümüzde artık gerçekten çok zor. Uzun çalışma saatleri, yoğun iş temposu, stres ve kaygının yanında bir de maddi sorunlar ile uğraşır olmuşuz. Hal böyle olunca da iyimserlik kelimesini unutur olduk.

Madem tüm bu saydıklarımdan çok yoruldunuz. Öyleyse, “Tüm bu strese, iş temposuna ve daha fazlasına niye katlanıyoruz?”  

En temel sebebini ben size söyleyebilirim. Eğer ailenizden kalan hatırı sayılır bir geliriniz yoksa bedavadan yaşayamayacaksınız demektir.  Dolayısıyla çalışmaya ve hayat standartlarınızı yükseltmeye ihtiyacınız olacak.

İsyan etmek her zaman kolay olandır. Oysaki iyimser olmak her zaman çok daha zordur.  Hayata sürekli kötü gözle bakmak, hiçbir şeyin düzelmeyeceğini düşünmek size üzüntü vermekten ötesine gidemez. Bu evrendeysek, hepimizin bir varoluş nedeni vardır. Bunu unutmayın. İyimser olmak size poliyanacılık gibi görünebilir. Bakış açısı her şeyi değiştirebilir unutmayın! Mevlana bu konu ile ilgili olarak;  “ Marifet nedir, bilir misin? Taşlara bakan gözlerin çiçekleri görmesidir.” der.

Olumsuz düşüncelerinizi olumluya çevirmenin en basit ve kolay yolu, cümlelerinizin sonunu “Ama” kelimesiyle devam ettirmektir.

  • İşten geç çıkıyorum. Ama ihtiyaçlarımı kimseden yardım almadan karşılayabiliyorum.
  • Sabah erken kalkıyorum ama işe trafiksiz gidiyorum.
  • Üniversiteyi kazanmam için çok çalışmam, uykusuz kalmam gerek ama karşılığında istediğim bölüme girebilirim.

“Ama” kelimesi bardağın boş tarafından değil, dolu tarafını görmemizi sağlıyor.

“Sadece bir ama kelimesiyle iyimser olacağımızı mı düşünüyorsun?” diye isyanlardasınız.

Öğrenilmiş İyimserlik hakkındaki bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Pozitif psikoloji”nin babası sayılan Dr. Martin Seligman,  “Öğrenilmiş İyimserlik (Learned Optimism) adlı kitabında bize, kötümserlikten iyiliğe geçişin 5 yolu olduğunu anlatıyor.

  1. Olumsuz durumun ne olduğunu yazın:Çarpıtmadan, olabildiğince sade bir şekilde olumsuzluğu kağıda geçirin.
  2. Olumsuzluk karşısındaki düşünce ve inançlarınızı yazın:Müdürünüz toplantıyı ertelediğinde ya da eşiniz tatil planına burun kıvırdığında aklınıza ilk ne gibi senaryolar geldi? Ne düşündünüz, ne olacağına inandınız?
  3. Sonuçları yazın:Sizde kalan duygu ne oldu ve olumsuzluğa nasıl tepki verdiniz?
  4. İnançlarınızı gözden geçirin ve tepkinizi nasıl etkilediğini değerlendirin:Farklı düşünebilseydiniz, sonuçlar veya uzun süren his farklı olur muydu?
  5. Kötümser düşünceleri kafanızdan atmaya odaklanın:Yukarıda yarattığınız kötü senaryoyu ve kader kurbanı olduğunuz inancını bir kenara bırakıp, alternatif nedenler düşünmeye çalışın. Müdürünüz ya da eşiniz bunları yapmak için başka bir sebebi olabilir mi? Bir diğer deyişle, beyin fırtınası yapın ve sizi daha sakin, daha yetkin hissettirecek düşünceleri bulmaya çalışın.
Herkesin ve her şeyin size karşı olduğunu düşünmeyi bırakın. Bazen gerçekler sizin sandığınız kadar karışık ve acımasız olmayabilir. Olumsuz gibi duran şeyler belki de bizim için hayırlı değildir. Şems-i Tebrizi  şöyle der; “Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma… Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O kimsenin bilmediği patikalar açar.”
Olumsuz düşüncelerimizi yargılamalı, biraz da sorgulamalıyız. Gerçekten tüm bu kasvetli düşüncelerin, size bu kadar zarar vermesine izin mi vereceksiniz. Olumsuz düşünceler başta size zarar verir unutmayın. Ne kadar yaşayacağımızı hiç birimiz bilmiyoruz. Bunu da kendimizi yiyip bitirerek mi geçireceğiz.
Paylaş

Yazar Hakkında

Nur Koşar

Yazmak insanın kendini ifade ediş biçimi olmasının yanında, içindeki duyguları dışa vurarak içinde birikenleri kağıda dökmektir. Bugüne kadar, kişisel gelişim, tiyatro yazıları ve öykü yazdım. Yazmanın en güzel tarafı ise kendini tanımak ve tanıtmaktır. Umarım yazılarımı beğenir ve okursunuz.

Cevap bırakın