Babasızlığın bir kusur olduğunu sandığım zamanlara bakarsak şöyle bir anı canlanır gözümde.

İlkokul 1. sınıftaydım henüz, okul yeni başlamıştı öğrenciler veliler kaynaşmış sayılırdı. Annem bir öğrencinin annesine eşinden boşandığını söylemiş. Kadın da çocuğuna söylemiş “o kızın babası yok uzak dur ondan.” diye. Bir gün biraz geç kaldım okula, öğretmenden özür dileyip yerime geçecektim ki arka sıralardan bir kız ayağa kalktı ” aa bakın babasız kız gelmiş. ” dedi ve güldü onunla beraber tüm sınıf güldü.

Küçük çocuklar, babasızlığın bir kusur olduğunuz düşünür.
Küçük çocuklar, babasızlığın bir kusur olduğunuz düşünür.

Gözlerimden damla damla yaşlar aktığını hissettim yerime geçip oturdum o gün boyunca kimseyle konuşmadım. Küçücük aklımla düşündüm durdum. Babasızlık kötü bir şeydi, ayıp bir şeydi herhalde dedim. Bir kusurdu ve bu kusuru kimseye anlatmamalıydım. Babam hakkında yalanlar uydurmaya kendime hayali bir baba yapmaya başlamıştım bile çoktan. Babamı pek fazla tanımam hakkında bildiğim tek iyi şey zamanında çok güzel şiirler yazmış olmasıdır. Evi karıştırırken şiir defterlerini bulmuştum okumuştum hepsini, yazısı da güzel ayrıca. Diğer özelliklerine gelirsek sorumsuz, ilgisiz, içkici, kumarbaz, eve çok geç gelen hatta 2 haftada bir uğrayan, annemi başka kadınlarla aldatan, annemi döven lanet bir adamın tekiydi. Böyle bir babam olduğunu kimseye anlatmamalıydım zira sınıftaki kız gibi bu durumla dalga geçenler olurdu. Yaşım 7-8 falandı ama baba konusunda müthiş yalan söylemeye başlamıştım. Sınıftaki arkadaşlarımı babamın iyi biri olduğuna, yurt dışında çalıştığına, her gün telefonla konuştuğumuza, bana ve anneme çalıştığı yerden hediyeler gönderdiğine v.s v.s  öyle bir inandırmıştım ki zavallı arkadaşlarım ne kadar şanslı olduklarını bilmeden benim hayali babamı kıskanmışlardı. Babamla aynı evin içinde bile birbirimize uzaktık. Sorsan şu an ona doğum günümü bilmez, yaşımı bilmez. Sokakta beni görüp tanımayan bir babadan bahsediyoruz. Evet doğru duydunuz geçen hafta yolda karşılaştık babamla.

Çocukların ve gençlerin bir bölümü bilinçsizce babası olmayan akranlarıyla dalga geçerler.
Çocukların ve gençlerin bir bölümü bilinçsizce babası olmayan akranlarıyla dalga geçerler.

O günde her gün olduğu gibi eve kadar yürümek istedim hava yağışlıydı. Nisan yağmuru gibi de değildi öyle sağanak yağışlıydı her yer çamur olmuştu rüzgar çok şiddetli esiyordu. Şemsiye mi açtım kulağımda kulaklıkla müzik dinleye dinleye yürüyorum. Aklımdan otobüse binmek geçse de vazgeçmiştim hemen bu düşünceden, böyle yağmuru bidaha kim bilir kaç ay sonra görecektim. Yağmurlu havalarda huzurlu olan yağmur altında gezmeyi seven bir insanım sonuçta. 10 dakika yürüdüm aşağı yukarı, Merkez Park’ı Optimum’a (avm) bağlayan köprüye yaklaşmıştım önümden biri geçti. Saçları beyazlamış 40 lı yaşlarının sonunda ya da 50 li yaşlarının ortasında bilemiyorum. Bana baktı ve yürümeye devam etti. Elimden şemsiye düştü, ayaklarımı hareket ettiremedim olduğum yerde kaldım, gözümden küçük bir damla yaş süzülüverdi, etraf çok karanlık oldu sadece o adam ve ben vardım hatta bende yoktum sadece o adam vardı. Alttan fon müzik olarak Şebnem Ferah çalıyordu “eller günahkar”.  Sonra toparladım kendimi hızlı adımlarla adamın arkasından yürüdüm. Babamdı çünkü ve beni tanımamıştı, yanımdan geçmişti bana bakmıştı ve beni tanımamıştı. Ağlaya ağlaya yürüdüm arkasından bi parkta durdu birini bekliyor sandım ilk başta biraz dinlendi sonra yoluna devam etti. Biraz daha gittim arkasından sonra korktum ya şuracıkta bayılırsam, ağlama krizine girersem, görmemem gereken bir şey görürsem diye korktum yolumu değiştirdim. Sırılsıklam olduğumu fark ettiğimde eve yaklaşmıştım , şemsiyem düştüğünde onu orada bırakıp babamın peşinden koştuğum geldi aklıma. Göz yaşlarımı sildim, gözümün kızarıklığının geçmesini bekledim ve eve girdim anneme şemsiyemin kırıldığını söyledim. O gece yatakta sessiz sessiz ağladım.

Bir baba kızını tanımaz mı hiç. Tamam çok vakit geçirmedik hatta hiç vakit geçirmedik. Bende bir fotoğrafı bile olmadığı halde görünce tanıdım.

Canımı o gün çok yaktın baba. Daha fazla acıtamazsın canımı diyordum. Daha fazla acıttın. Daha fazla ağlamam diyordum. Daha fazla ağlattın baba.

Bir babanın çocuğunun canını yakması, o çocuk için onarılmaz psikolojik sorunlara sebep olur.
Bir babanın çocuğunun canını yakması, o çocuk için hayatı boyunca onarılmaz psikolojik sorunlara sebep olur.
Önceki İçerikÜzerimde Yırtık Bir Bluz Var
Sonraki İçerikSen Gel Yeter
2 Şubat 1996 Adana doğumlu. Çukurova Üniversitesi'nde Bilgisayar Programcılığı okuyor. Amatörce yazmaya başlayalı 5 yıl oldu. Kendini edebiyatın içinde hissedince farklı bir şekilde huzurlu oluyor.

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.