Gün Yürüdü Gitti

0
56
Gün Yürüdü Gitti

Güzel bir nisan akşamı, hava lodos, deniz duru, durgun ve sessiz, yine kırmızı rengin türküsüne demini almamış çay kırmızısı rengin türküsüne yayılmış ölü dalgalar. Sandallar annenin ninnisine dalmış sallanıyor. İnsanlar oturmuş taşlara oltalarını bekliyor, insanlar sessiz, yürekler suskun. Sahilde tek tek insan izleri, durmadan havlayan bir köpek sesi. Durmadan havlıyor.

Neden!

Nedeni belli değil.

Yürüsem gitsem baksam mı?  Yardım ister gibi tekrar havladı. Acı acı sonra sustu; sustu ya beni de daha çok merak sardı. Etrafı derin suların altın dağı sessizliğe büründü. Gökte güneş de sessizliğe uydu bulutun arkasına gizlendi. Bir tuhaf karanlık kapladı etrafı, biraz önce ne güzeldi. Uzakta dağın doruklarında ışıklar bir yanıp bir sönerek san ki göz kırpıyor.

Sessizliğin içinde uzaklarda bir kadın karartısı düştü gözlerime, kadın sahil boyunca yürüyor. Arada eğilip eğilip bir şeyler topluyor.

Oturduğum kayaya doğru geliyordu. Ben sanki bir yerlerden tanıyorum, ama yüzünü seçemiyorum. Uzakta dalgalanan saçlarının dansına takıldı. Saçlarını tam tepesinde toplamış omuzlarına doğru dökülen saçları hala dans ediyor. Üzerinde ki elbisenin deseni tam seçilmiyor omuzlarına aldığı şalı da rüzgârın esintisine takılmıştı.

Uzaktan seslendi.

-”Köpeğimi arıyorum gördünüz mü? ‘diye seslendi. Hemen aklıma geldi.

  • ” Biraz önce karşıdan havlayan bir köpek sesi vardı.” diye seslendim.

-”bir saatten fazla oldu onu arıyorum, bulamadım. Birde sahile baksam dedim.

Kayadan kuma atladım. Tanıştık. Hala yüzünü hatırlayamıyordum. Oysa kasabayı iyi tanırdım. Yine de gülümsedim tanımış gibi. Parlayan iki çift göze dalmıştım. Yürümeye başladık. Öyle şeyler soruyordu ki samimi olup olmadığını bilemedim. Hem yürüyor, hem de benimle alay mı ediyor, gerçek mi bilemedim?

Ciddiyse bu samimiyeti gençliğine vermeliydim. Nasıl olsa saman alevi gibidir bu gençler. İşlerine geldiği gibi konuşurlar. Bu genç kızımız da bir şeyler karalıyormuş. Şimdi bir şiir okuyor;

GÜN YÜRÜDÜ GEÇTİ

Yolculuk çıkınım hazır

Koltuğum rüzgâr kenarı

Mavi göğe otursun imgelenen başım

Dünya kendinden emin

Dur durak yok

Dönüyor.

Dönsün davul gibi

Tokmak her vurduğunda

Gün yürüdü geçti

Bende kalansa göz izi

Güneş batınca karanlık örter üstümüzü

Karanlık parçalandı güneş üstüme doğarken

Issız damlar göl oldu

Sesimi yırttı aynadaki bakış

Ellerin sesimi tuttu.

Gün geldi geçti

Avuntu bunlar

Kederli göz bebeklerimiz

Yeşil yapraklara yürüyen güneş

Artık parmak izlerinin

Kalmadı önemi

Mahşere dönerken ıssız sokaklar

Ben yalnızlığın kederinde

Gün geldi geçti

Baktın güzel okuyor. Hem de ezbere okuyor. Şiir de anlam bakımından güçlü, güzel betimlemeler yapmış. Keşke bir kez daha okusa. Fazla zeki ve dikkatli. Onu hafife almamak lazım. Duygulu birine benziyor, duygulu olmasa bu kadar duygulu okuyamaz. Çok beğendim demek ukalalık olmaz, her halde. İyisi mi her ihtimale karşı, yapılacak en doğru hareket, işi samimiyete dökmek, onu beğenmiş görünmek işi abartmadan. Zaten işin gerçeği de bu, bir şiiri bir de köpeğini çok severmiş. Yalnız yaşıyormuş, şiirde boş zamanını renklendiriyor. Köpeğim se yalnızlığımı, ses bana can arada onunla konuşuyorum. Bazen sohbet uzuyor ben onun köpek olduğunu unutuyorum.

İnanır mısınız bazen bana kızıyor; yanlış yaptım der gibi bana arkasını dönüyor. Güzel bir şey olduysa kuyruğunu sallıyor. Hep hav havlarla bana güç veriyor.

-” Sende yalnız mısın?

-”Öyle gibi” dedim

Kendimden bahsetmeyi çok sevmem, ama diyemedim. Ne tuhaf bir duygu bu.

Uzakta kalabalığa doğru yürüdük.

Kalabalığa yaklaştıkça kalbim sıkıştı. Kötü bir şey oldu gibi geldi. Ama ona bir şey demedim. O da aynı duygu ile olacak koşmaya başladı. Kalabalığı yararak aradan çemberi yardı.

”Yerde bir köpek upuzun yatıyor diğer köpek onu bekliyor. Havladığı anlarda yerdeki kumda patileri ile oyduğu yeri görünce içim sızladı. O havlamalar onun içinmiş. Kızı görünce doğru ona koştu. Kucağına atladı. Gözleri yaşlıydı. Sahibinin yatan köpeğe bakmasını ister gibi öyle acı bir bakışı vardı ki annemi kaybettiğim gün geldi aklıma.

Kız sakince sarıldı. Kucağına aldı. Etraftakiler seslendi.

-”bana kürek bulabilir misiniz?

-onu gömme mi istiyor.

Biz insandık! O köpek, İnsanlığımdan utandım. Ve gün yürüdü gitti.

Önceki İçerikKalem Kağıda Düşerse
Sonraki İçerikÖğretmenlerle Evrim Çalıştayı Düzenleniyor
1950 Samsun Bafra doğumlu Gülseren AKDAŞ; Milliyet blokta, Antoloji, Edebiyat defteri gibi edebiyat sitelerinin yanında, Güncel sanat, Antalya sanat, Galapera ve Acemi, Aydının Sesi, Nif Edebiyat Dergisi. Birçok dergide ve yerel gazetelerde, köşe yazarlığı, Adını Koyamadığım Sevdam, Yine Bir Hüzün Akşamı şiir, Küstüm Çiçeği Küçük öyküler ve denemelerinin bulunduğu. Ölüm Meleği öykü, Sonbahar Hüznü öykü Uğur Böceği çocuk masalı kitabı var. Bafra Kültür ve Sanat Etkinliklerini Destekleme Derneğinin Kurucusu ve Başkanlığı yaptığı şu dönemde Mavi Yürekler şiir. Maviye Yolculuk şiir Kuzeyden Esen Hayaller, Bir Avuç Umut, Her Şehir Bin Öyküdür Öykü Seçkisi, 100. Yılda 100 şairle Atatürk ve Çanakkale Şiir Antolojisi, Atatürk ve Çanakkale Öykü Seçkisi. Basıma verilmiş; Yüreğe Dokunan Kadınlar öykü seçkisi.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.