Cumartesi, Ocak 21, 2017

Öykü

Sanat Duvarı yazarlarının kendi öykü (hikaye)'lerin yayımlandığı bu kategoride aynı zamanda öykülere dair eleştiri ve değerlendirmeler de paylaşılır.

Uyku tutmamıştı yine. Olanca cesaretimi toplayarak elimi sol göğsüme götürerek dürttüm. -Uyanık mısın? “Ben gündüzleri uyurum. Sen tek başına kaldığını düşündüğün anda gelirim bilmez misin?” Bakışları üzerimdeyken soyundum!...

“Benim sözümü dinleyene kadar bu odada tek başına kalacaksın?” “Ama anne?” “Aması maması yok, ne zaman isyanı bırakır, sözümü dinler uslu çocuk olursun, o zaman yalnızlıktan...

Peşimden gelen olmadığından emindim artık. Duvardan atlayarak etrafa bakındım. Kimsecikler yoktu civarda. Yine saati gelmişti işte. Biraz sonra elinde siyah çantası ile çıkacaktı dışarıya....

Soğuk bir geceydi. Deli bir rüzgâr esip duruyordu. Ama tek bir dal bile kıpırdamıyordu. Rüzgâr, içime işlemek için esiyordu. Zahmetli bir çabayla bedenime çarpıp...

Zemini tozlu rafların birinden bir kadın düştü. Dudakları, masumiyeti simgelerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Kırmızı renkli yaşlar… Bu kadar kötü bir Cumartesi sabahı olabilir miydi?...

Güneşli bir günde, deniz kenarındaki bir bankta gelip geçene zoraki bir gülümsemeyle bakıyordu genç kadın. Gerçek bir gülümseme nasıl olur unutmuştu çünkü çoktandır. Şu...

Nihayet bir çorbacı bulmuştu koca bulvarda. Artık yeni hikâyesini yazabilecekti. En uygun yer olarak seçmişti çorbacıyı. Cazibeli bir yer değildi elbette ama tuhaf bir...

Yara bere içindeki dizlerinden oluk oluk kanlar akıyordu. Fakat akan kanlara rağmen acı hissetmediğini fark etmişti. Minicik ayakkabılarına dolan kanlara aldırmadan ayağa kalkmıştı var...

Seni uyandırmak ne kadar zordu hatırlar mısın? Ben size geldiğimde öğleyi geçmiş olurdu. Sen başına kadar çektiğin yorganının altına daha bir saklanırdın, uyuyor numarası...

Ekimin sonunda yakalamışken maviyi oturdum sofrasına. Elimde sigaram ağzımda dumanı. Derken yanımdaki amca “Hem denize geliyorsun hem sigara içiyorsun, bu nasıl iş" dedi. Anlamadım...