Sanatın hangi dalı olduğu hiç önemli değil, bir kişi şöyle uzaktan yakından, kıyısından bile olsa bulaştıysa eğer herhangi bir sanat dalına, öyle geçiyordum uğradım diyerek yarı yolda bırakamaz bulaştığı işi. Ortada mutlaka bir dert vardır ve ister bilsin derdini, ister bilmek istemesin dönüp dolaşıp dolap beygiri gibi varacağı yer yine sanatıdır.

Derdi olmayanın sanatla işi olmaz çünkü. Sanat tüketicisinin bile bir derdi vardır. Zamanını kullanma tercihini daha başka bir uğraşıda değil de, sanatta kullanmak istediği için. Durup dururken niye tiyatroya gitsin ki bir insan, niye kitap okusun? Bir resim sergisini dolaşsın? Klasik müzik konserine gitsin? Bir de üstüne üstlük para ödesin! Deli olmak lazım…

Vincent Van Gogh - Portre
Vincent Van Gogh – Portre

Sanat yapmak zaten deli işidir… Akıllı adam akıllıca işler yapar. Sanat akıl işi mi ki? Ne memnun eder seni, ne memnun olur karşındaki kişi… Bir tatminsizliktir gider durur, bir dipsiz kuyudur. İşte tam oldu dersin, başka bir taraftan yine yakalar seni, beğenmezsin yaptığın işi… Döndürür en başa, dımdızlak kalırsın yine ortada… Silersin yaptığın her şeyi… Ha babam baştan başla şimdi…

Sanata bulaşmış her kim olursa olsun, ister resim yapsın, ister şarkı söylesin, fotoğraf çeksin örneğin konuşmaya çalışıyordur… Başkaca da bir derdi yoktur aslında… İnsanoğlu konuşamadığı için başlamadı mı sanata? Mağara resimleri anlatıyor olanı biteni saklanacak bir şey yok. Dürüst olalım kendimize. Konuşamadığımız için sanatla uğraşıyoruz. Bir gün sabahtan akşama kadar beni dinleyecek birini bulsam, niye oturup yazayım ki bilgisayar başında. Boyuna anlatır dururum, aklıma geldiği gibi, hiçbir düzeltme yapmadan, durmadan konuşurum ama hiç kimse buna katlanamaz, beni dinlemez… Bana yapılsa ben de katlanamam elbet… İşte bu yüzden yazıyorum!

Üstelik yazdıklarım uzun olunca okunmaz diye de, birkaç bölümde anlatmaya çalışıyorum. Yazar olmak için geveze olmak lazım, iyi hoş ama okunmadığı zaman ne işe yarar ki yazmak?

Sanat tüketicisi olmadan yapayalnızdır…

Ben çok iyi bir ressam olsam, fakat hiç kimse benim tablolarımla ilgilenmese, ne işe yarar yaptığım tablolar? Ben yine konuşamamış olmaz mıyım? Derdimi anlatamamış, bilinmemiş olmaz mıyım tıpkı Van Gogh gibi?

Evet; Ne yazık ki Vincent Van Gogh buna en güzel örnektir. Ressamın yaşarken satılmış tek bir tablosu vardır. O da kardeşi tarafından satılan “Kırmızı Üzüm Bağı” adlı eseridir. Oysa hayatını resme adamış ve 1700 e yakın esere imza atmıştır.

Yaşarken, “Resimlerimin satmadığı gerçeğini değiştiremem. Ama insanlar zamanla resimlerimin, üzerinde kullanılan boyadan çok daha değerli olduğunu anlayacaklar.” Demiştir Van Gogh. Hayatı boyunca hiçbir zaman hak ettiği değeri görmemiştir. Hep fakir olarak kalmış, son günlerini muhtaç ve kimsesiz olarak geçirmiştir. Tablolarından çok, bir çılgınlık anında kulağını kesmesiyle tanınmıştır…

Yaşarken 78 Dolar’a satılan tek resmi:” Kırmızı Üzüm Bağı”
Yaşarken 78 Dolar’a satılan tek resmi:” Kırmızı Üzüm Bağı”

“Van Gogh’un tüm hayatı boyunca satılan tek resmi ‘Arles’te Kızıl Üzüm Bağı’ sadece 78 dolardı. Ve resmi sattıktan çok kısa bir süre sonra revolver bir silahla kendini göğsünden vurarak öldürdüğünde 37 yaşındaydı. Geride 1700 sahipsiz resim bıraktı. Öldükten sonra kazandığı: 82 Milyon 500 Bin Dolardı.”

Sanat kesinlikle deli işi…

Devam edecek!

Ayrıca Kısaca Sanat Nedir? makalesini de okuyabilirsiniz.

Önceki İçerikBarbieli Patenler: Küçük Bir Kızın Keşif Yolculuğu
Sonraki İçerikKayıp Sepet
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat hep yaşamında var oldu. Ama müzikle uğraşmaya başladığından beridir artık müzikle edebiyat yapar, müzikle yaşar…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.