Cümle

0

Sessizlik istediğim şey…

Sessiz yaşam…

Sessiz…

Aradığım şeylerden kalan bu eski plaktı.

İstediğim her şey gerçekleşti.

Ev, araba, kış, yaz…

Okulu bitirmenin verdiği hazzı unutamam.

Her şey yolundaydı.

O gelene kadar…

Kapı çaldı içeri girdi.

Oturdu karşıma konuşmaya başladık.

Ona kendimi çok yakın hissettim.

Kendimden biriydi sanki.

Ondan alacağım çok şey vardı.

Ona görür görmez aşık olmuştum.

Aradığım kişi oydu.

Hissettiğim her şey gerçekti.

Saatlerce konuştuk.

Konuşmalarımız zihnimde kayıt altındaydı.

Her şeyi dün gibi hatırlıyorum.

Hatırladığım şarkılardan kalan o kelimeyi ağzımdan çıkarmak bana öyle dokundu ki.

Her şarkı başka bir dertti.

Bir başka…

Buluştuğumuz her gün ayrı bir güzellikti.

Güzellikleri paylaşmak beni oldukça mutlu ediyordu.

Dertlerinden sakınmak korkusu beni bunaltmıştı.

Hırsımdan geriye kalan sadece aşktı.

Her şey silinmişti sanki.

Her şey…

Ben ona, o bana yani birbirimize aşıktık.

Bunu hissediyordum ama söyleyemiyordum.

Düşüncelerimi saklayamazdım.

Saklarsam kaybolurdu.

Hatıramda kalan o parçayı söylerken eğlendim.

Seni dans ederken gördüğümde hissettiğim gibi.

Çok güzel dans ediyordu.

Onu izlemek beni mutlu ediyordu.

Gözlerine bakmak.

O benim için bir taneydi.

Adını kimse bilmiyordu.

Adı bende saklıydı.

Onun hakkında her şeyi öğrenmek istiyordum.

Sürekli onu anlatmak istiyordum.

Her sözüm o olmalıydı.

Her sayıklayışım o.

Onsuz bir yaşam düşünemiyordum.

O bir hayaldi, ben de o hayalin peşindeydim.

Benim için önemini kimse kavrayamazdı.

O hayalimdeki aşktı.

Depresif bir çılgının yazdığı satırlardı bunlar.

Ona yakın olmak istiyordum.

Onunla yaşamak, onu yaşamak istiyordum.

Onun canını acıtmak bana acı veriyordu.

Onu sevmek, onu hissetmek istiyordum.

O sevgilerin en güzelini hak ediyordu.

Sevgi gösterilmeyi bekliyordu.

Gözlerine baktığımda bunu anladım.

Sevilmek hissedilmek istiyordu.

Bunu ona ben veremezdim.

Ben ona sadece acı verdim.

Sanki sabır ilacını enjekte eder gibiydi yaşadıklarımız.

Seni sabretmeye zorladım.

Gözleri öyle güzeldi ki.

O sevgiye açtı.

Ama sadece acı görmüştü.

Acılarından kurtarmak istedim.

Olmadı.

Onun konuşmaya sevgiye ihtiyacı vardı.

Ona herkese söylediğim sözcüklerden birkaçını söyledim.

Bu SEVGİydi.

Onun aradığı şey oydu.

Bunu ona kimse verememişti.

Onun ihtiyacı buydu.

İlacı da.

Sadece gülümsedim.

Bu da onu mutlu etmeye yetti.

Kimse ona sevdiğini söylememişti.

Onun anlaşılmaya ihtiyacı vardı.

Ona ben bunu sağlayamadım.

Keşke yapsaydım.

Onun gözlerinden akan yaşları durdurabilseydim.

Onu son gördüğümde gözlerini hiç ayırmıyordu.

Keşke tekrar görüşebilseydim.

Onunla bu odada vakit geçirmek mutlu ediyordu.

Ancak onu daha fazla tutamadım.

Çünkü istediği sevgiyi veremedim.

Aradığı ben miydim bilemedim.

Ortamdan sanmıştım.

Oysa ki onun aradığı şey aşkmış.

Keşke bunu daha önce anlasaydım.

Bir “Seni seviyorum.” cümlesini esirgedim ondan.

Keşke söyleseydim.

Niye sakladım ondan?

Keşke gözlerindeki yaşı silebilseydim.

Ona sarılabilseydim.

Ona hak ettiği sevgiyi verebilseydim.

Onun aradığı tek şey buydu: AŞK….

Ve ben kaybettim.

Paylaş

Yazar Hakkında

Dilara Pınar Arıç

26 Mayıs 1990'da İstanbul'da doğdu. Lisans öğrenimini Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı'nda burslu olarak gördü. Yüksek lisans çalışmasını Trakya Üniversitesi'nde Sünbülî Sinan'ın Menasik-i Hac adlı eseri üzerine tamamladı. İngilizce, İspanyolca bilmektedir. İnsomnia'nın Saati adlı bir öykü kitabı vardır.

Cevap bırakın