Edvard Munch, Norveçli ekspresyonist ressamdır. 1863/1944 yılları arasında yaşamıştır. Ruhsal ve duygusal konuları işlemesi ile tanınmıştır. Alman dışavurumculuğunun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. En bilinen tablosudur Çığlık. 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur. Edvard Munch, Çığlık adlı eserini yaptığı dönemde hastadır, belki de o yüzden ilk adı Umutsuzluk…

Edward Munch, Çığlık resmini 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur.
Edward Munch, Çığlık resmini 1893 yılında yapmıştır ve ilk adı Umutsuzluk’tur.

Ama Çığlık ne kadar da günümüzü anlatıyor değil mi? Biraz tabloya bakalım. Doğa mı çığlık atıyor, insan mı belli değil. Anlaşılan ikisi de birbirinden şikayetçi. Günümüz kalabalığından, binalarından, koşuştur–masından, insanların vurdumduymazlığından, doğanın yavaş yavaş yok olmasından, yeşile olan özlemin artmasından ve bunu böyle uzatabiliriz… Tabii bunun farkına varmak da herkese nasip olmaz. Kimisi de farkında olup umursamaz. Elimize bir kitap, bir kahve alacak vaktimiz olursa değmeyin keyfimize. Bu sorun büyük şehirlerde yaşayanları daha da bunaltır. Bir nefes alamayacak duruma geldiğimiz olur tam da o zaman kendi iç sesimizle çığlık atar ve çaresizliğimizi görürüz. Nasıl da makineleşmiş insanlar olduk değil mi? der susarız. Elimizden başka bir şey gelmiyor, böyle görmüşüz, böyle yaşıyoruz. Ama bu zamana kadar böyle miydi, bizde bir eksiklik mi vardı? İşte biz kalabalığın içinde de yalnız yaşıyoruz, bu sonradan kazanılan bir şeydi. Kalabalığın içinde yalnız yaşamak da kolay olmuyor, işte yine çığlık atıyoruz ve yine duyulmuyor. Aslında Munch, Çığlık adlı tabloyu yaparken hastalık psikolojisiyle yapmıştı ama ne kadar da günümüzü anlatmıştı…

2 YORUMLAR

  1. Güzel bir yazı olmuş.Elinize sağlık.Bildiğim kadarıyla E.Much bir gün arkadaşlarıya yürürken köprüden geçiyormuş.Birden doğanın sessizliğinin gürültüsü karşısında durmuş ve bu çığlığı dinlemiş.Arkadaşlarından geri kalmış.Evet,köprüde arkadaşlarıyla gezerken hastalığının doruğundaymış.Tabii bu bilgi doğrultusunda köprüdeki Much aslında doğanın bu çığlığı karşısında duyduğu dehşet ve ondan korunmak istercesine bir tepki..Yani konu aslında köprüdeki değil doğadır.
    Evet ,haklısınız eserde bir bireysellik vardır.Doğruda söylüyorsunuz aslında bu çığlığı bizim atmamız gerekir.Çünkü tıpkı Much’un tablosundaki gibi bir de doğaya yabancılaşmışızdır,teknolojinin kölesi olmuş,varlığımızdan uzaklaşmışızdır.
    Sevgiler.
    Berrin.

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.