Biz İstanbul’u Ne Yapacağız?

0
Biz İstanbul'u Ne Yapacağız?

Biz İstanbul’u Ne Yapacağız?

“Şöyle bir dağ eteğinde olur gideceğimiz yer, benim kızım. Herkes İstanbul’da kalalım dermiş. Hepsini sordum bilenlere, öğrendim iyicene. Hükümet tabii seni alır. Biz İstanbul’u ne yapacağız? Bize bir ev, kışın kömürlüğümüzde odun-kömür gerek. Bir de mutfağımız olur, değil mi?”

Füruzan-Parasız Yatılı, 1970
Göç olgusunun bir kavram olarak mülteci temasının ötesine çoktan geçmeye başladığı şu yıllarda İstanbul her zamankinden daha yoğun bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bilhassa son beş yılda aniden gelişen Suriye savaşının yansıması olan göç İstanbul’u yeniden bir değişim sürecinin içinde olmaya zorladı. Her ne kadar toplumun bir kesimi için hala gerçek bir temas sağlanamamış olsa da Suriyeli ve Türk toplumu arasında çoktan belli değerler etrafında toplanma ve hatta üretim ortaklığı oluşmaya dahi başladı.

Böylesi ortaklıklara ve hatta daha fazlasına imkan tanıyarak uluslararası niteliğiyle öne çıkan Arthere Café 2014 yılında Suriyeli bir fotoğrafçı olan Omar Berakdar tarafından kuruldu.  İstanbul’daki en yoğun Arap topluluk olan Suriyelilerin dışında farklı Arap ülkelerinden, Avrupa hatta Amerika’dan geçici bir süreliğine İstanbul’a gelenlerin olduğu kadar Türklerin de yoğunlukla uğradığı bu mekan sanatın ve insanlığun; milletlerin, ülkelerin ve sınırların çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Yarı Fransız yarı Suriyeli olan Omar Berakdar İstanbul’da özellikle Türkler ve Suriyeliler arasında daha fazla kültürel entegrasyon olması gerektiğine inanıyor ve destek veriyor.

İşte bu destek aracılığıyla  Türk ve Suriyeli arkadaşlarla Arthere Café’nin sunduğu imkanlar dahilinde bir okuma tiyatrosu projesi için masaya oturuldu.

Biz İstanbul'u Ne Yapacağız?

Biz İstanbul’u Ne Yapacağız?

Başta göç konusu işleme fikrinden yola çıkıldıysa da akabinde bundan cayılarak, Suriyeli göçüyle İstanbullu’nun yerleşik yaşamının ortak teması olan “Gitmek mi, kalmak mı?” sorusunun altını çizmeye karar verildi. Bunun yanısıra evrensel bir diğer ortak tema olan şehir yaşamındaki kadının mücadele etmek zorunda kaldığı güçlüklere dikkat çekildi. Füruzan’ın Parasız Yatılı adlı öyküsünde, kocasını genç yaşta kaybetmiş ve kız çocuğuyla tek başına kalmış dul bir kadının maddi ve manevi yükünün duygu yüklü ağırlığı seslendirilirirken, diğer yandan Bernard Koltes’in dünyaca ünlü oyunu olan Roberto Zucco’dan aynı adlı karakterinin yanında sönük kalan kadınlar öne çıkarılmıştır. Abla ve kız kardeş diyaloğu seslendirilmeleriyle yıllarca sakınılıp, ablanın tabiriyle bir kumru gibi pırıl pırıl tutularak korunulmuş, kız kardeşin tecavüze uğramasıyla nasıl baş edeceğini bilemez haldeki abla ile bu durumu geçmişteki yaşamına yeğ tutacağa benzeyen kız kardeşin çatışması öne çıkarılıyor.

Biz İstanbul'u Ne Yapacağız?

Biz İstanbul’u Ne Yapacağız?

Diğer bir kadın karakter ise adanmışlığın diğer yüzünü temsil ediyor; yaşamını ailesini memnun etmek adına görünmez biri olup çıkarak geçirmekte olan orta yaşlı bir kadının; bir gün parkta Zucco tarafından oğlunun öldürülmesiyle beraber kendi benliğinin kanıtı olan tek varlığı kaybettikten sonra artık yaşamının da bir anlamı kalmadığını fark ederek oğlununun katilinin peşinden gitmek istemesi işleniyor.

Şam Dramatik Sanatlar Yüksek Enstitüsü mezunu Waseem Al Sharqy’ nin yönetmenliğinde sergilenen oyun Arthere aracılığıyla tüm takipçilerine ve sanatseverlere duyuruldu, ayrıca yalnızca Türk ve Suriyelilerden değil farklı uluslardan da katılanlar dili anlamasalar dahi gösteriden etkilendiklerini belirttiler. Arka planda Şam ve İstanbul görselleri ve oyuna dair ilgili materyallerin bir sunumunu içeren video gösterisi ile de katılımcılara farklı bir atmosfere geçiş olanağı sağlandı

Füruzan’ın “Parasız Yatılı” öyküsündeki anne ve kız çocuğunu seslendiren; Hala Sayasne,Şam Üniversitesi tiyatro mezunu, tiyatro ve sinema oyuncusu ve seslendirme sanatçısı. Roberto Zucco’yu seslendiren Yılmaz Karaman, Deney Atölyesi tiyatro oyuncusu, opera sanatçısı ve müzisyen. Abla, kızkardeş ve bayan karakterlerini seslendiren; Beyza Dut, Deney Atölyesi oyuncusu ve araştırmacı.

Arthere Café ve İstanbul’da böylesi etkinliklere olanak veren pek çok sanat ve sosyal etkileşim mecralarındaki benzer etkinliklerden haberdar olmak için takipte kalın!

Paylaş

Yazar Hakkında

Beyza Dut

Beyza Dut; Sanata ve duygulara dair olan ne varsa yaşamın merkezine alınmasında bir sakınca görmeyen biri… Lise yıllarını İstanbul-Çemberlitaş’ta, üniversite yıllarını Çanakkale’de geçirdi. Bir süredir online mecralarda yazılarını paylaşıyor. İstanbul’da yaşıyor. Halen İstanbul Üniversitesi ‘’ Uluslararası Medya’’ programında master yapmakta olup, tam zamanlı olarak uluslararası bir stratejik araştırma merkezinde Göç ve Medya üzerine Araştırma Asistanı olarak görev almakta. Tiyatro eğitimi ve deneyimleri de bulunuyor ve pek çok gönüllülük esaslı faaliyetlerde bu deneyimlerini projelerine yansıtmıştır. Şiir yazmak ve resim çizmek en sevdiklerinden…

Cevap bırakın