Hikâyelerimizin Müziği; Çocuk Gözüyle – ∞

Çocuktum; Güneş doğarken ufuktan, tan yeri ağarırken daha;

Başlardım her yeni güne, aldığım deriiin bir nefesle…

Tırmanırken dağların zirvelerine, yoldaşım olurdu hercai mor menekşe…

Çocuktum; Lacivert semalardan doğmuştum.

Susmuştum sonra, sonbaharın sessizliğinde…

Mavisine denizin, âşık olmuştum delicesine…

Çocuktum; Yeşil kırlarda koşup oynuyordum,

Bir kelebek geldi, kondu usulcacık sevgime…

Kıyamadım o güzelim turuncu – sarı renklerine…

Kıpırdamadan bekledim öylece uçmasın diye…

Gece oldu, karanlık çöktü; Titredi yavaşça kelebeğim.

İzledim ölümünü; Bütün bir ömrünü…

Ağlamaktan kızarmış gözlerimle…

Bir gün! Bir çocuk tanıdım, masallardan çıkıp gelen;

Mevsim bahardı, bahar gibi kokar, bahar gibi bakardı…

Her bakışında, billur damlalı çiçekler açardı…

Pembe kiraz dallarındaki bülbül gibi şakırdı…

Serçe kadar ürkek, kırlangıç kadar zarifti sevgisi.

Çocuktu; Dünyaları taşırdı yüreğinde, merhametiyle…

Konduğu kırmızı güllerin dikenleri,

Aşk yaraları açmıştı minicik gönlünde.

Bilmiyordu, gülü sevenin dikenine katlanacağını…

Öyle sırçaydı ki düşleri;

Esen ilk rüzgârda uçuverirdi yaprakları, gelincik misali…

Sonra büküp boynunu kaderine,

Razı olurdu gelip geçen günlere; Çocuktu…

Gönül gönüle aynadır; görmesini bilene…
Gönül gönüle aynadır; görmesini bilene…

Sana baktığımda gördüğüm ben;

Bana baktığında gördüğün sendin.

Aynaydık biz birbirimize…

Uçarken sevincin kanatlarında gökyüzüne,

Anlatırdık durmadan, inmek istemezdik yeryüzüne.

Sağanak olup yağardık elest bezminden,

Sırılsıklam kalan ben;

Toplardım düşen elmaları gökten;

Biri sana biri bana, bölüşürdük ne kadar yasak olsa da!

Ağlardık sonra; gülerdik ardından,

Sevinçlerimiz kursağımızda kalırdı çoğu zaman.

Bakmazdık ayaza, yağan kara…

Aniden boşalan yağmura…

Yürürdük habire, cenneti düşleye düşleye,

O hiç bitmeyecek sandığımız yollarda…

Nereden bilirdik taşıdığımızı,

Küçücük başlarımızda Cennetin tacını…

Çocuktuk!

Gökkuşağı umuttur düş yolcularına…
Gökkuşağı umuttur düş yolcularına…

Büyüdük!

Ayrıldık sonra…

Kıştı, soğuktu… Poyraz esiyordu.

Ne varsa sevdiğimiz eriyip yok olmuştu…

Birbirimizi kaybettik kasırgada,

Tek başımıza kalakaldık yol ayrımında…

Değiştirip yönlerimizi,

Birimiz döndü yönünü doğuya;

Diğerimiz batıya…

Birimiz kuzey rüzgârlarına çevirdi yüreğini,

Diğeri güneye serpiştirdi kalan sevgisini…

Dünya yuvarlıktır deyip nasılsa,

Kaybetmedim umudumu daha.

Çünkü biliyorum ki,

Ne zaman bu şarkı çalsa,

Farklı yerlerde, farklı zamanlarda;

Söylüyoruz aşılması güç turkuaz sularda.

Hep aynı gökkuşağının altında…

Önceki İçerikÇocuklu Kadınların Buluşma Saatleri - I
Sonraki İçerikSon Çare
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat hep yaşamında var oldu. Ama müzikle uğraşmaya başladığından beridir artık müzikle edebiyat yapar, müzikle yaşar…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.