Hep sordum belki de soracağım kendime, başka bir hayatın parçası olmak ister miydim? Yaşadığım bu andan, doğarken alnıma yazılmış kaderi farklı bir rolde oynamayı istemediğim olmuyor değil. Eminim benim gibi düşünen binlerce insan olmalı. Kesinlikle yanlış anlaşılmayı istemem. Farklı hayatlara özendiğimiz; ailemizi, kendimizi, bizi kendimiz yapan gerçek değerleri reddettiğimiz ya da onlardan utandığımız manasını göstermez. Benimde dâhil her insanoğlunun hayatında başkalarına özendiği anlar olmuştur. O kişi ben olmalıydım dediğimiz anlar elbette olmuştur hayatımızda. Fakat ben başkasının yerinde olmaktan bahsetmiyorum. Şu anda olduğumuz karakterlerle, farklı, hayalini kurduğumuz başka bir hayatı yaşamaktan bahsediyorum.

Yatağımıza uzandığımız zaman, her birimiz kahraman olmayı, sanatçı, futbolcu akla gelebilecek diğer her türlü şeyi olmayı dilediğimiz zamanlar olmadı mı? Olmadı diyenler yalan söylemiş olur. Peki, neden farklı hayatı yaşamayı düşleriz. Gerçek hayatta yaşadığımız zorluklar, kalp kırıklıkları, hayal yenilgileri, üzüntüler ve daha birçok olumsuz durum mu bizi bu düşüncelere sevkeder. Gerçekten de o dilediğimiz hayat bizim olsa ondan da sıkılır mıyız? Düşünsenize belkide her insan yaşadığı hayatı hakediyordur. Belki de biz kendi hayatımızda daha iyiyiz. Düşlediğimiz hayat umduğumuz gibi olmadığı zaman neler hissederiz. Öylesi daha kötü olmaz mıydı?

Hayatımızın en kötü anlarında birbirimizi teselli etmek için “senin için hayırlısı olsun” deriz. Gerçekten de hayırlısı olduğu için istediğimiz çoğu şeylerin gerçekleşmediğini düşünmek beni mutlu ediyor bazen. Eğer ki ben hayalini düşlediğim hayatla mutlu olsaydım, bu hayatla değil o hayatla yaşamış olurdum. Her ne kadar sadece teselli vermek için söylemiş olsak da, hayırlı kelimesi gerçekten de bizi ifade etmiyor mu? Başka hayatlarda beden bulsaydık, belki de şimdiki hayatı özleyip bu anın hayalini kuracaktık. Bence başka hayat yaşasaydık nasıl olurdu acaba demek yerine, hayatımızı daha nasıl başka şekillerde anlamlı kılabiliriz demek daha anlamlı geliyor bana. Eminim Tanrı bizleri düşünerek şimdiki hayatımızı verdi bizlere. Buna yürekten inanıyorum, inanacağım ve inanmalısınız. En küçük anlarımızda bile mutlu olabiliyorsak, en kötü anlarımızdan da dersler çıkarmak kendi yaşamımızın bir anlamı olsa gerek. Bunu düşünerek yaşadığım sürece, başka hayatları ya da başka insanların hayatlarını düşleyerek zaman öldürmek kendimize yapılan bir haksızlık olarak göreceğim.

Önceki İçerikKarşı Kaldırımdan
Sonraki İçerikÖzgürsün
1988 Tokat doğumlu. Trakya Üniversitesi Arkeoloji bölümü mezunudur. Lisans eğitiminden hemen sonra aynı üniversitede master eğitimini tamamladı. Arkeoloji ilgisi dışında, edebiyat alanında da yeteneği olduğunu keşfetti. Lise yıllarından itibaren çeşitli şiir, deneme vs. edebiyat türlerine yönelik çalışmaları oldu ve halen de devam etmektedir. Özellikle rubai tarzı çalışmaları ön plandadır.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.