Siz hiç aslında var olmayan birine aşık oldunuz mu?

Her gün sesiyle hayat bulduğunuz, sesiyle geceyi sonlandırıp güne sesiyle beraber uyandığınız ama  kokusunu hiç bilmediğiniz, tenine hiç dokunamayıp sıcak nefesini boynunda hissedemediğiniz biri oldu mu?

Sevişmeden sevebildiniz mi hiç?

‘’Her’’ ülkemizde yayınlanan adıyla ‘’Aşk’’ filmi tam da bu soruları soruyor bize.

Gitgide yalnızlaşan bu dünyayla savaşan bir adamın, Theodore’un hikayesini konu alan filmde yönetmenliği ve senaristliği Spike Jonze üstlenirken başrolleri Joaquin Phoenix, Amy Adams, Rooney Mara, Olivia Wilde ve Scarlett Johansson paylaşıyor.

Spike Jonze "Her - Aşk"
Spike Jonze “Her – Aşk”

Phoenix’in canlandırdığı Theodore Twombly’nin, Johansson’ın seslendirdiği Samantha adlı yapay zekâya sahip bir işletim sistemine aşık olması ve ikili arasında yaşanan ilişkiyi konu alan film adeta bizlere gelecekten bir ön izleme sunuyor.

Karşılığı olan bir aşk, ama kavuşmak imkansız! Çünkü aşık olduğun kişi aslında yok, yaşamıyor. Sesiyle seni orgazm edebiliyor, ama kodlandığı için. His yok, mış gibi yapmak var. Bir nevi, sesteki kişi yani Samantha,Theodore’u kandırıyor. Theodore, karısı tarafından terk edilen, gitgide yalnızlığında boğulan, tek yaptığı şey her gün uyanmak işe gitmek, eve gelip yayılmak olan bir adamdır. Bunları yaparken aniden bir program keşfeder ve bu işletim sistemi sayesinde en çok arzuladığı şey olan birine bağlanmak duygusunu yaşar. Düşmekle ayakta kalmak arasında çok ince çizgiler vardır bazen şeridi göremeyebilirsiniz.

Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi.
Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi.

İşte Theodore da o çizgidedir. Onu düşmekten kurtarması için bir şeye ihtiyacı vardır. Onun ne olduğunun önemi yoktur. Yeter ki bağlanayım düşüncesindedir. Ancak konuştukça daha çok bağlanır ve bu kez bağlarının imkansızlığı nedeniyle acı çeker. Hiçbir platonik ‘’AŞK’’bu kadar çaresiz olmamıştır.

Gelişen teknolojiyle beraber uzun yıllar sonra filmin gerçeğe dönüşmesi pek de imkansız değil gibi.

Aslına bakılırsa İnsanoğlu ezelinden beri böyle bir icat arıyordu. ‘’Şişme Bebek’’ bunlardan biri.

Söylenenlere göre 1940’lı yıllarda Adolf Hitler tarafından savaştaki askerler kadınlarla sevişip, mikrop kapmasınlar diye icat edilmiştir.

İlerleyen yıllarda da tüm insanlığa kazandırılmıştır.

Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz "aşk"ın içinde yok olmak kavramı "Her" filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı.
Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz “aşk”ın içinde yok olmak kavramı “Her” filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı.

‘’Her’’, yani ‘’Aşk’’  aralarında Oscar dahil olmak üzere toplam 5 ödüllü bir yapıt. Bence ölmeden önce izlemeniz gereken filmler arasında.

Bugüne dek içinde Scarlett Johanson olan hiçbir kötü film görmediğimi de belirtmeliyim.

Spike Jonze bizlere aşka dair bugüne dek tüm bildiklerimizi unutturan, ezber bozduran bir bakış açısı sunuyor. ’’Her’’ yani ülkemizde ki adıyla ‘’Aşk’’ı konu alıyoruz ve aşkın ve yalnızlığın derinlerine iniyoruz. Yalnızlık sonradan öğrenilmiş bir çaresizlik mi? Yoksa hep var mıydı? Bir aşk bizi yalnızlıktan kurtarır mı? Peki, ne tür bir aşk?

Platonik aşkın en çaresiz hali bu filmde.

Ne dilediğinize dikkat edin!

Kaçırmayın derim.

İyi Seyirler.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.