“Üye alımı kapanmıştır icabında.

Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”

İnce düşüncelerimden sıyrılmak istiyorum. Yahut eli cebinde dolaşmak istiyorum Kadıköy Sokakları’nda. Usturuplu alkoliklerdenim anlayacağın. Hele yağmurlu günlerdeysek… Dev kişilik, tek kadro! Sırtımda akustik bir gitar, bağıra çağıra susmak istiyorum benliğimi. Anlatmak istiyorum nasıl bu hale geldiğimizi.

Kulakları çınlamasın, bari mezarında rahat uyusun kadın, Muazzez Abla vardı eski günlerin birinde. Merhume pek çekmişti hayattan. Ana-baba sevgisi görmemiş. Sonra evlendirmişler öküzün yavrusuyla, ”bir yastıkta kocasınlar” nidalarıyla. Yani kocadan da yüzü gülmemiş aynı şekil, maddiyat desen zaten bokun suyu. Karın tokluğuna yaşamış tüm acıları. Buna rağmen en güzel poğacalar onun fırınından çıkardı sevgiyle. Son günlerinde eli ayağı tutmuyordu. Evlatları, batak meşguliyet arz ediyor tabii, bir kere hastahaneye gitmediler yanında. İlk toprağı büyük oğlunun atması garibime gitmişti doğal olarak. En azından bir küreklik vakit ayırabilmişler deriz bizde.

Herkes eceliyle öldü sanar; ben inanmam. Kemik erimesi, mide kanseri değildi onu bitiren. Yorgunluktu. Bir adamın tokadıydı belki de sigara dumanında güç kazanan. Çaresizlikti, yatalak kalışından ders çıkaran. Aldatılmış olmaktı yıllar boyu, farklı yastıkların ve yorganların eşliğinde. Kadınlığını unutmaktı onu bitiren. Umursamamayı öğrenemezdi bir kadın. Yine onun acılarıydı onu tabutuna yüzü koyun yatıran. Yazık oldu Muazzez Abla’ya…

Fehmi Dayı’yı görürüm hala mahalle kıraathanesinde. Ağzında cigara laf atar gelene geçene. Adam olmayan tek şey, adamlıktı belki de.

Ne düşünürsün bilmem.

 

“Üye alımı kapanmıştır icabında.  Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”
“Üye alımı kapanmıştır icabında.
Taklitlerimize yer yok, dünya şahit.”

Ben adam değilim!
İnsanlara karşı kibar olduğum için.
En dibe düştüğünü düşündüklerinize bile bir değer atfettiğim için.
Bir erkeğin de insan olabileceğini gösterdiğim için.
Ben adam değilim!
Duygularımı saklamadığım için.
Dudaklarım, sadece istediklerinde kahkahalarıma konuk oldukları ve sadece istediklerinde büzüldükleri için.
Bir insanın yüzüne arkasından daha çok konuştuğum için.
Ben adam değilim!
Gerçekleri yalanlardan daha çok sevdiğim için.
Ortama ayak uydurmayı beceremeyip, bir meddahın karşısında somurttuğum için.
Kalabalıkları sevmediğim için.
Ben adam değilim dostlarım, değil!
Yalnız kalmaya ihtiyacım olduğu için.
Sahilde bir başıma oturmaya sizinle delikanlı muhabbeti yapmadan gittiğim için.
Topluma ve toplumsal olaylara kafa yorduğum için.
Ben adam değilim!
Küpe takıp saç uzattığım için.
Eski nesile uygun olmadığım için.
Kabadayı gibi yürümeyi beceremediğim için.
Ben adam değilim, delikanlı hiç değilim!
Bir kadına sarılmayı sekse tercih ettiğim için.
Saçlarından sevdiğim için, cinsel organından değil ama.
Bencil isteklerimi kontrol edebildiğim için.
Ben adam değilim, tesbih de sallayamam!
Sağa sola bakarak yürümek yeteneklerim arasında değildir.
Vicdanım, insanlara saldırmayı kaldırmadığı için.
Dilimi yumruklarımdan daha iyi kullanabildiğim için.
Ben adam değilim!
Homofobim olmadığı için.
Fikirlerime ve davranışlarıma aykırı insanları anlamaya çalıştığım için.
Onları çevremden uzaklaştırmadığım için.
Ama ben adam değilim!
Hanımköylünün biriyim.
Kadınımın fikirlerine saygı duyduğum için.
Onun isteklerine uyum sağlamaya çalıştığım için.
Ben adam değilim!
Kahvehane köşelerinde oturmadığım için.
Hiçbir masa oyunu bilmediğim için.
Kitap okumayı sevdiğim için de.
Ben adam değilim, olamam da!
Utanmayı bildiğim için.
Hatalarım, doğrularımdan çok olduğu için.
Ders çıkarmaktan haz duyduğum için.
Ben adam değilim arkadaş, değil!
Sakın şüpheye düşmeyin kendinizden.
Sorunun bende olduğu gün gibi aşikar.
Hepinizden utanıyorum.

Benden “adam” olmaz.

Yazık oldu Muazzez Abla’ya.

Yazık…

PAYLAŞ
Önceki İçerikİsmet İnönü Konser İle Anılıyor
Sonraki İçerikTarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var
Ömer Okatali
1997 İstanbul - Kadıköy'de doğdu. Sakarya Üniversitesi - Siyasal Bilgiler Fakültesi - İktisat Bölümü ikinci sınıf öğrencisidir. Üsküdar'da ikamet ediyor. Okumayı yazmayı öğrendiğinden beri eline kalem alır kendi kendine yazar. Yaşadığı bazı duygusal ve özel durumlar kalemi eline aldığı zaman değer bulurlar. Bu yüzden yazıyor.