60’lar Sineması’nda Sadri Alışık

0

Paşabahçe’de 5 Nisan 1925’te dünyaya gelen Mehmet Sadrettin Alışık küçük yaşta izlediği Naşid Özcan Tiyatrosuyla adeta büyülenir. Daha ilkokul üçüncü sınıfta tiyatro sahnesine ilk adımını atar. İstanbul Erkek Lisesi’ne devam ederken Cağaloğlu Halk Evi’ne de katılarak tiyatroya iyice bağlanır. Ancak bir süre sonra devam zorunluluğu olmayan Güzel Sanatlar Lisesi Resim bölümüne kayıt olur. Daha sonra Küçük Sahne’de yer alır. Sinema yaşamına 1945’te “Günahsızlar” ile başlayan Alışık hızla yıldızı parlarken Yeşilçam’a onlarca tip ve karakter katar.

60’lar Sineması’nda Sadri Alışık

Bir ressam, şair, yönetmen, yapımcı, senarist, muazzam bir sese sahip bir jön, 60’ların İstanbul beyefendisi rollerinin de salaş bir meyhanede; kaybetmiş derbeder serseri rollerinin de üstesinden gelen kendine has komedisiyle sevilen, özel selamıyla tanınan, filmlerinde sadece bakışlarıyla bile kederini, yorgunluğunu, kaybedişini hissettiren bir oyuncu, gülerken ağlayabilen tek aktör olarak bilinen Mehmet Sadrettin Alışık tanıdığımız ismiyle Sadri Alışık namı diğer Ofsayt Osman, Turist Ömer, Vites Kazım, Balıkçı Osman, Hüsnü, Gülüm Osman, Ringo Kazım, Haşmet İbriktaroğlu, Gönlübol Arif. 200 den fazla filmde onlarca karakter ve tipe hayat veren aktör 1958’de Yalnızlar Rıhtımı’nda birlikte rol aldığı Çolpan İlhan’a aşık olur ve çift aynı yıl evlenerek 38 yıl evli kalır. Yine bir sinema projesiyle Ayhan Işık’ın vefatına dek devam edecek bir dostluk kazanır ve daha sonra Işık’la pek çok filmde yer alır.1966’da çekilen bir arayış öyküsü olan Ah Güzel İstanbul filmi Sanremo ‘Bodrig Hera’ Güldürü Filmleri Şenliğinde, Gümüş Ağaç Plakası Özel Ödülüne layık görülür.1971 yılında Afacan Küçük Serseri filmi ile 8. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Ben Sana Mecburum filmi ile 1. İstanbul Film Festivali’nde (1976) En İyi Erkek Oyuncu ve Yengeç Sepeti filmi ile 31. Antalya Film Şenliği’nde (1994) En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kaldırır.18 Mart 1995 tarihinde İstanbul’da yaşama veda eder.

60’lar Sineması’nda Sadri Alışık

Sinemamız 60’lı yıllarda genel olarak dönemin değişen ekonomik ve sosyal koşullarını gerçekçi bir gözle perdeye yansıtır. Elbette bolca tesadüf yadırganan oyunculuklar, abartılı romantizmde vardır bu Tanzimat’tan beri süregelen öykü alışkanlığımızda. Sonrasında ticari kaygılarla film yapıldığı görülür bu nedenle de risksiz diyebileceğimiz iki alan üzerinde durulur; güldürü ve melodram. İşte bu ortamda Alışık filmlerinde yerelliği hep ön planda tutarak mekan ve zamanla hikayeyi harmanlayarak babası Rafet Bey’in: “Sana bir nasihatim, aynı zamanda da vasiyetim olsun. Artık yeni bir hayata atılıyorsun. Bundan sonra ki yaşamında, işini elinle değil, canınla yap!” sözünü hiç unutmaz ve hep bu doğrultuda yaşar.

Oynadığı bütün bu karakterler zıtlıklar barındırsa da hepsi içtendir, olduğu gibidir sadelik perdeye yansımalıdır çünkü seyirci abartıyı hemen hisseder. Açık sözlüdür, lafını sakınmaz. O bize, Müjganı düşündürür, İstanbul’u düşündürür, aşık olup yitirmeyi düşündürür, yoksulluğu düşündürür, kendiyle barışık olmayı düşündürür, muzipliğin ona nasıl da yakıştığını düşündürür. Bir nevi yerli Şarlodur, antikahramandır. Özensiz salaş haliyle, yer yer argoya kayan konuşmasıyla, hiç çıkarmadığı şapkasıyla mizahi yanıyla benzetebileceğimiz tiptir Turist Ömer. Seyirci onu çok sever filmleri geleceğe ulaşabilen nadir oyunculardan olan Alışık tiplemeleri dejenere olmaya yüz tutmuş İstanbul’un içinde naifliğin, beyefendiliğin, gururun, içimizde öldürülen duyguların beyaz perdedeki yansımasıydı, isyanı bizimdi sanki öyle bir sahiplenme hissiyle izlerdik Al-ışık’ı,  Sigarasından derin bir nefes çekince sizi de efkarlandırırdı çünkü ,seyirci kendini onun yerine koyar yakınlık duyar. Kıymetsiz değerlerimizi tiye alır, fukaralığını kafaya takmaz, İspanya Arabistan, Almanya hatta uzay yolunda bile yabancılık çekmez, babacan, muzip hazır cevaptır.  Çünkü her şeye rağmen güler, sizi de güldürür. Aylaklık en çok ona yakışır çünkü. Ne zaman tv de bir filmine rastlasak değiştiremeyiz çünkü. Çünkü Sadri Alışık samimiyettir, hayatın ta kendisinin yansımadır, dostluktur ki; Ayhan Işık denildiğinde gözleri dolacak kadar ve serseri ve efendi ve hüzünlü ve komik ve gönlü zengin ve cebi delik ve karmakarışık.. Çokça Sadri Alışık..

 

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Türkan Güngör

16 Ocak 1988'de Ankara'da dünyaya geldim. 2009 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Büro Yönetimi ve Sekreterlik bölümünden mezun oldum. Bu sırada yerel bir gazetede birkaç sayı yazdım. 2017'de ise Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim.

Cevap bırakın